Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Okullar Açıldı

Okullar sonunda açıldııı... Biraz bilgilerimizi güncelleyelim. Neler yapmak faydalıydı, neler yanlıştı bir düşünelim baştan… Öncelikle geçmiş yıllarda girdiğiniz bir sınıfı bu senede görmeye devam edecekseniz sakın ola ki çocukları bir sene öncesine göre değerlendirip ona göre bir yol izlemeye kalkmayın yapabileceğiniz en büyük hatalardan biri emin olun bu olacaktır. ŞÖK toplantılarında öğrenci resim veya isimlerinin yanlarına derslerine giren öğretmenlerimizin yazdıkları yorumları çocukları etiketlemelerini gördükçe içim acıyor. Birine yazmışlar tembel birine yazmışlar haylaz dersi dinlemez derste aktif değil vs. yapmayın sayın meslektaşlarım bunları… Tembel çocuk yoktur. Üstüne basaaaaa basaaaaaa söylüyorum tembel çocuk yoktur. Ders çalışma yetisini kazandıramamış öğretmen, onun hayata bakış açısına dokunamayan öğretmen, aile ile işbirliği içinde çalışma yapmamış öğretmen vardır. İngilizceyi hiç sevmeyen bir öğreniciniz olsun, ama futbola müthiş ilgisi olsun… Çocuğa izlet...

Sosyal Üzgüncüler

Son zamanlarda ülke olarak gerçekten çok zor günler yaşıyoruz. Etrafıma baktığımda hayat herkes için aynı seyrinde devam ediyor benim hayatım bile.... Bazı şeylere kafayı yorunca gerçekten anlam veremiyorsunuz sizin anlam verip, isyan edip, düşündüğünüz, kızdığınız şeyler de bir süre sonra sen düşünüyorsun da koca devlet düşünemiyor mu? başka işler var bu işlerin içinde diyorsun demesine de ne olacak o canını kaybeden anneler, babalar, kardeşler, eşler? Geride kalana hayat bundan sonra nasıl geçer diye düşününce benim için gerçekten sözün bittiği yer o nokta oluyor... Allah ölümünde sıralısını hayırlısını versin derler ya herhalde bu da öyle bir şey... Şimdi başka bir konu var ki biz bu sosyal medya kullanıcıları nereye gidiyoruz ya acaba? Bu ünlülerin fotolarının altına o kadar şehit var neden yazmıyorsun yas tutmuyorsun diyenler kim ya gerçekten? Ben cidden artık bu insanların bu iş için çalışan insanlar olduğunu düşünüyorum yoksa kim oturur da bakıyım şu ünlü yas tutmuş mu yok tutm...

Börekte Yaparım Kariyer de :)

Son günlerde gündemimiz baya yoğun yine... İki önemli konumuz var birincisi börek yapmayı biliyor muyuz? İkincisi Sayın Demet Akalın kızını neden okula göndermemeyi düşünüyor? Yıllarca çocukta yaparım kariyer de dedik durduk. Neden çünkü okumaya başlayan kadınlarımız, ekonomik özgürlüklerini ellerine aldıkların da eşlerinin egemen olduğu yaşam tarzından uzaklaşıyor, evlilikler çabuk tükeniyor, tahammüller azalıyor... Kadınların başarıları neden hep böyle değerlendirilir de erkekler para kazandıkça ne gibi evrimler geçirdiği hiç tartışılmaz anlamam. Neyse cinsiyetçilik değil değil mi mevzu aman olmasın... Zaten çok paraların da okumuş kültürlü, kendini geliştirmiş insanlar da olmadığı piyasalara baktığımızda ortada. Peki, nedir bu eğitimin önüne geçilmeye çalışıma çabası? Bizler bir kaç işi bir arada yapamıyor muyuz acaba? Okuyarak çok para kazanılmaz, evlenip çocuk yapıldığında iyi bir kariyerin olmaz, evlendiğinde eğitim hayatın biter, her ne yapacaksan evlenmeden önce yap...

Tatil Okulu

Herkesin bu dilinden düşürmediği okulların geç açılması konusunda bende birkaç şey yazayım dedim. Tüm gazetelerin eğitim kısımlarına bakıyorum herkes eğitim sistemini kötülüyor tatillerin çok fazla olduğundan daha bunun kar tatili sömestrı olduğundan bahsediyor. Açıkçası ben tatil bekleyen tatili bu kadar benimsemiş bir millet varken ne biçim eğitim sistemi bu demeye bile utandım. Öğretmenler müfredat yetişmeyecek diye yanıp tıp tutuşurken bir yandan kaç hafta daha tatiliz diye bakıyor yada tatil yeri. Öğrenciler mutlu onlara tatil veren herkesi çok seviyor. Veliler de mutlu... Şimdi bu durumda gel de eğitimi eleştir gel de tatilden arta kalan zamanda eğitim yapılıyor bu ülkede de bakalım... İsyan eden olmadı dershaneler kapatıldı her sene bir sistem değişiyor çocuklar gelecek kaygısında, önümüzde seçim var kriz var ama kriz var diyene beddualar yağdırılıyor yok deniliyor. Ülkede her şey normal eleştirmek yine bol keseden oldu herhalde... Çocuklar mutlu deniliyor çocuklar tabi mutlu ol...

Tatile Merhaba

Karneler alındı. Tatil başladı. Bu sene hayatımda hiç karşılaşmadığım örneklerle karşılaştım. Hayatta nelerin var olduğunu görebilmek için büyük bir şans oldu benim için. Karne notlarını girerken malumunuz önce öğrenciler gelir bir iki not ister. Bunda çok bir sıkıntı yok, alışıldı. Ama bunun yanı sıra gelen veliler en ilginciydi. Öğrenci derslerinde başarısızsa, " Bundan bir şey olur mu diyorsunuz yani hocam? " " Ben artık bununla uğraşmaktan bıktım hiç ders çalışmadı sorunca ödevim yok diyor dersleri hep zayıf ben bunu bıraktım artık " " Benim bir küçüğüm var hocam inanır mısınız tüm dersleri beş... " ve nicesi... Aklım şaştı gerçekten kelimelerin tükendiği kısım tam burası olmalı. Bir anne nasıl kendi çocuğundan vazgeçebilir? Hangi düşük not bir anneyi bu duruma getirebilir ki? Oluyormuş işte. Biraz konuşuyorsun yapılması gerekenlerden bahsediyorsun evde çocuğun bir gününü nasıl geçirdiğini soruyorsun sonuç ortada. Tablet PC, bilgisayar mahallede oyu...

Kaç Kişinin Evde Bilgisayarı Var?

Bu kadar saçma bir soruyu sınıfta hiç çekinmeden pat diye sorabilmiş olmama inanamıyorum. Nasıl bir çocuğu diğerlerine karşı küçük düşürme utandırma şeklidir değil mi? Şu bizlere baban ne iş yapıyor dediklerinde kapıcı olanla müdür, doktor v.s arasındaki farkı oluşturmak gibi çok kızdım kendime çok... Kendi eleştirdiklerim gibi olmuş olma ihtimalim yüzde kaç? Biraz öz eleştiri yapayım sinirli olduğumda en ufak bir haylazlığa daha mı çok tepki gösterebiliyorum? Veya geç yatıp uykumu alamadığım da derse girmesem keşke yaaa diyor muyum? Derse girince de isteksiz ders anlatma şekline bürünüyor muyum? evet:) hepsini zaman zaman yaptım. Ama hiç bir zaman idealist tavrımdan vazgeçmedim. Hepimiz insanız her şey bizim için hastada olacağız mutluda mutsuz da uykulu da uykusuzda burada en önemli ne biliyor musunuz? Ben bunlar olduğunda kendimden nefret ediyorum vicdanım rahat etmiyor. Bir öğrenciyi kırdıysam ertesi gün mutlaka gönlünü almak için bir şeyler yapıyorum. İsteksiz bir sınıfa girdiy...

X'in Hikayesi 24 Kasım

Sınıfların birinde yaramaz mı yaramaz, tembel mi tembel, laf söz dinlemeyen, hiç bir öğretmeni tarafından sevilmeyen, zaman zaman yalan söyleyen, çok fakir olduğu herkesçe bilinen ve bazı ailevi problemleri olan X adında bir öğrenci varmış.Günlerden bir gün o sınıfta bir öğrenci altın künyesini kaybetmiş. Tabi herkes suçu X'e atmış. Bütün okul duymuş bu olayı. Hırsız diye adını çıkarmışlar X'in kulaktan kulağa... Her öğretmeni azarlamış kimse onun ben yapmadım demelerine inanmamış. Bir öğretmeni varmış ki bu olay boyunca hep suskun kalmış, olayları uzaktan izlemiş. İçten içe hiç inanmamış X'in hırsız olduğuna. Başlamış olayı araştırmaya birkaç tesadüf birkaç denk gelen şey sayesinde aslında sınıfta başka olayların döndüğünü fark etmiş. Bu öğretmen her öğretmenin aksine çok severmiş X'i bilirmiş onun aslında her yaptığı haylazlığın altında başka sebeplerin yattığını. Öğretmeni ona iyi ve destekleyici davrandıkça X kendisinden nefret ettirmeye çalışırmış öğretmenini. Dedi...