Çinli bir çiftçi varmış. Çok fakirmiş ama çok da erdem sahibiymiş. Tarlasını sürmek için sadece bir oğlu ve bir atı varmış. Bir gün atı kaçmış. Çiftçinin komşusu gelmiş, demiş ki: "Zavallı adam, zaten çok fakirdin. Şimdi atını da kaybettin." "O hiç belli olmaz. Belki kazandım, belki kaybettim. Onu zaman gösterir." demiş çiftçi. Ertesi hafta, çiftçi ile oğlu, atları olmadan zar zor sürmüşler tarlayı. Canları çıkmış. Ertesi hafta, at geri gelmiş, yanında da iki yabani at getirmiş. Belli ki yabani bir sürüye rastlamış, iki atı peşine takmış, gelmiş. Komşu gelmiş, demiş ki: "Yahu ne şanslı adamsın, hiç atın yoktu, şimdi tarlanı sürmek için üç atın birden oldu." "O hiç belli olmaz. Belki kazandım, belki kaybettim. Onu zaman gösterir." demiş çiftçi. Çiftçinin oğlu vahşi atlardan birine binip, tarlayı sürmeye çalışırken, at atmış üstünden oğlanı. Bacağı çok kötü yerinden kırılmış. Komşu kazayı görmüş, demiş ki: "Zavallı adam, oğlun da...