28.02.2013

İlk Benim Eğitim'im

İlk yazısını yazarken garip oluyormuş insan. Bir şey yazacaksın, gidişata dur deme isteğiyle yanıp tutuşuyorsun ama amacına ulaşamama korkusu da var tabi. Gerçi insanlar sevgilileriyle olup biteni yazıp binlerce okuyucuya ulaşıyorsa, bunlarda elbet birilerine ulaşır herhalde. Yanlış anlaşılmasın bende okuyorum o yazıları, kitapları bilgim var yani, saygım sonsuz...
Nereden başlıyayım da şu günümüzün sorunu “eğitim” konusuna el atayım deyince bir sürü şey geliyor aklıma. Hepsini yazıcam tabi tek tek, kendimce eleştirimi yapıcam, değerlendirmelerde bulunucam, ama ilk yazımda önce kendimden bahsetsem, eğitimimle ilgili bir şeyler paylaşsam sanırım daha yararlı olucak.
Öyle bir ilköğretim okulunda okudum ki, ben deyim beş ,siz diyin altı tane sınıf öğretmeni değiştirmiştik beş yılda. Birde üzerinize afiyet 27 aralık doğumluyum. Yaşıtlarımdan genelde ay olarak ,bazılarından yıl olarak küçüğüm. Beş ,altı ayın çocuğun gelişim dönemlerinde oldukça büyük önemi varken, bunu da özellikle başka bir yazıda detaylı anlatıcam yeni sistemin okula başlama yaşından bahsedicem ama daha sonra...neyse dolayısıyla sınıftakilerden derslerde daha geriydim. Ailenin bilinçsizliği de var elbet ama okula gelince hesap makinesi bile zaman zaman serbestti! Çarpım tablosunu yazın ağlaya ağlaya yada şunu ezberle sana bunu alıcam şeklinde zar zor ezberlediğimi çok net hatırlıyorum. Ders çalışmazdım matematiğim üçten yukarı olmadı hiç. Tabi bu duruma üzülen ailem sürekli bana hoca tuttular. İlk gelecek hoca ilkokulda o zamanki sınıf öğretmenimizdi. Grupla eğitim veriyormuş ama beni diğerlerinden geri olduğum için gruba almadı. Sonradan özel ders verdiklerine yazılı sorularını verdiğini öğrendik ama neyse zaten iyi bir eğitimci, öğretici,geliştirici nasıl olmalı bunlara başka yazılarımda bol bol değinicem kendimce...
Ortaokulda eve gelen öğretmenin adını öldürseler unutmam herhalde. Buraya da yazıcam zaten affola. Gülden öğretmen bir sürü sayfalarca ödev verirdi bana her hafta. Tabi ben hiçbirisini yapamazdım (kapasite ve bireysel eğitim anlayışından bi haberdi herhalde) kadında benimle uğraşacak sabır da yoktu zaten. En son ben bununla uğraşamam dedi bıraktı beni. Ablam o sırada her dersi beş sınıf birincisi şeklinde ama nedenini hatırlamıyorum Gülden öğretmenden bir kaç zaman o da ders almıştı. Kadın tabi nasıl mutlu nasıl mutlu ödevler yapılıyor çocuk çalışkan hemde zeki daha ne istesin! Bana sonra Sema diye bir öğretmen daha gelmişti uzunca bir süre uğraştı benimle sağ olsun ama nafile her hocanın dediği aynıydı “temeli zayıf”. OKS yi de kazanamadım tabi. Babamla ablamın konuşmasını dün gibi hatırlıyorum. Salonda oturuyorduk o zaman tercihler sınavdan önce yapılırdı ne mantıksa. Babam Özge ders çalışamaz sıkıntıya gelemez meslek lisesine gitsin Öss ye hazırlanamaz 2 yıllık sınavsız geçiş yapar sonra da çalışır dedi. En çok para kazandıran bölümler bilgisayar ve elektronikti tercihleri hep bu şekilde yaptılar. Neyse ben tabi son tercihime büyük ihtimalle de son kişi olarak bilgisayar bölümüne girdim. Hep meslek derslerimiz var tabi matematik falan yok baya da rahatım. Yazılım derslerim de baya baya iyiydi. Esma hocam sağ olsun onu da belki bir yazıda detaylı anlatırım. Nitekim babamın dediği gibi oldu. Ben İstanbul Üniversitesi 2 yıllık Bilgisayar Teknolojisi Ve Programlama bölümüne girdim sınavsız geçişle. İşte ne olduysa orada ve staj yaptığım yerlerde oldu. Lisede o süper olan yazılım dersleri baş belam oldu. İnanılmaz düşük ortalamayla tek ders sınavına girerek zar zor mezun oldum. Aklımdaki tek şey benden bilgisayarcılık adına hiçbir şey olmayacağıydı.
Öğretmen olmam lazım benim acayip istiyorum öğretmen olmayı. Bir şey öğreteyimde ne öğrettiğimin önemi yok diye düşünmeye başladım. Ve artık yolumu çizdim beş altı yıl kadar geç kalmıştım ama olsun. Ne yapabilirim öğretmenlik okumak için diye araştırdım. DGS ye girecektim. Sınav matematik ve türkçeden oluşuyor. Yanlış olmasın hala bende matematiğin m sinden eser yoktu. Neyse gittik Tasarı dershanesine yazıldım. Alt yapım yok ama bu sefer başka bir şey var çok büyük bir hırs ve istek. Yeterliydi zaten. Başladım kursa evden nadir çıktım diyebilirim. Ev, kurs ve özel ders şeklinde geçti bir senem. Artık dershane denemelerinde ilk sayfalarda olacak kadar alt yapım vardı. Sınava girdim 80 soruda 75 net yaptım türkeçeden de yanlış olmasın 63 gibi bir netim vardı ama hiçbir yeri kazanamadım şoktayım ben tabi. Neden kazanamadım çünkü önemli olan 2 yıllıktaki ortalamaymış benim o kadar düşüktü ki kaldım ortada. Evde çıkan kavga gürültüde cabası. Bir kez daha senden bir şey olmaz, başladığın işi tamamlayamıyorsun lafları vurmuştu beni. Bu sefer başka birşey yapmam lazım dedim DGS ye tekrar girsem okul puanım aynı sonuçta 80 de 80 net yapsam ne olur? Dedim ben YGS ye hazırlanıcam. Matematiği hallettim fizik,kimya, biyoloji, coğrafya, tarihide çalışırım bir senede. Öyle bir kaosun içindeyim yani. Saydığım dersleri de lisede hiç görmemişim bi haberim yani hepsinden. Nasıl bir öz güvense :)  Ama hırslıyım başkada şansım yok kazanıcam öğretmenliği. Annemden DGS yi kazanamadığım için destek yoktu tabi. Bir gün dışarıdan eve geldim. Hiç unutmam yatağımın üstü mavi güvender kitaplarıyla doluydu. Ablam inanmış bana, matematik ve türkçe kitaplarını biliyorum diye konu anlatımlı almamış onları zaten biliyorsun hadi başla çalışmaya, yarında git YGS eğitimi veren dershane bul demişti. Neye uğradığımı şaşırmıştım. Yazarken bile gözüm doldu şuan. Sonra o çok sevdiğim bana matematik öğreten dershaneye de gitmek istiyordum. 1 ayda 1 kitap bitirdim. Tatil falan yok bu arada sınavdan çıktım, kazanamadım derken kendimi masada test çözerken buldum. Tasarının burs sınavına girdim Türkiye de ilk 10 a girince çok iyi bir indirim yapmışlardı sağ olsunlar. Böylece ben hafta içi Birey dershanesine hafta sonu Tasarıya gittim geldim bir yılım da öyle gitti. Geldi Ygs zamanı midenizi kaldırmamak için detaya girmeden anlatıcam :) sınavdan bir gün öncesinin sabahı uyandım. Sersem gibiyim kahvaltı yaptım. Hafif şeyler yedim güya bağırsaklar için, patates haşlama, yağsız makarna falan. Akşama doğru yüzüm bembeyaz oldu, elim kolum kalkmamaya başımı koltuktan kaldıramamaya başladım erken yatıyım bari dedim. Uyumak ne mümkün tabi bütün gece sıcak su torbasıyla dön sağa dön sola. Saat dün gibi gözümün önünde 6’ydı. Yataktan kendimi tuvalete zor attım ama hayal bile edemezsiniz o manzarayı. Bütün gece uyumamıştım 6dan sonra bir saat uyumuşum. Kalktım suratım bembeyaz yola çıktık ama hiç iyi değilim. Sağ olsun teyzem, annem ablam beni sınava götürdü. Neyse hadi dedim ben giriyorum gittim oturdum sıraya ruh gibiyim yanlış sınıfa girmişim bide. O kadar kurulduğum sıradan kalktım doğru sınıfa gittim. Sınav başladı 1. Soru yok 2. Soru yok tamam dedim bu sınavda gitti olmadı. Yaptığımı yaptım ne yaptığımdan haberim bile yok uçmuşum sınavda. Ben sınava girince kıyamam ablamda başlamış ağlamaya zor susturmuşlar. Bir şey yapamıycam diye düşündü herhalde o kadar kötü girdim ki sınava normal yani. 2 yıllık emek vardı sonuçta. Çıktım sınavdan dedim olmadı. Neyse daha hazırlanmıycaktım zaten son sınavdı benim için. Sonuçlar açıklandı 724 yazıyor bildiğin 724. Olmuşum ben şoktayım. YGS1 ek puanlı 724.yüm. ek puan dediğime bakmayın lisede çok başarılı olmadığım için çok bir şey geldiği de yoktu. Yaptım tercihlerimi Boğaziçini bekliyorum en olmadı Yıldızdayım yani aşağısı olamaz. O yılda bendeki de şans ya güzel ülkemin güzel sınav sistemi değiştirildi. Sıralamalar silindi tahmini tercihler yaptık. Bende İstanbul Aydın Üniversitesi Bilgisayar Ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliğini (tam burslu) kazandım. Üzüldüm başlarda tabi ama şimdi şimdi her şeyde bir hayır olduğunu görüyorum. Şuan olmak istediğim bölümdeyim ve yapmak istediğim şeyi yapıyorum. Sıra ilerisinde aynı hırs ve istekle.
Bu yazıda sizde hayatınızdan benzer şeyler illaki bulmuşsunuzdur eminim. Bu sınav ve eğitim sitemiyle hepimiz benzer şeyler yaşıyoruz ne yazık ki. Şimdi düşününce suçlu kimdi? Hata neredeydi diye? Biliyorum ki her şeyden biraz var aile, okul, çevre, ben.. Şimdi bizlerin yetiştirdikleri çocuklar istedikleri, yetenekleri olduğu alanda gelişebilsinler, onları geliştirecek eğitimcileri geleneseksel kafalardan kurtulsunlar diye tüm çabamız. Bireyselleştirilmiş eğitim anlayışını benimsemek başlıca hedefimiz en azından benim böyle. Dolayısıyla öğrencisinin geliştiricisi olmayan eğitimcilere, bana gelen Gülden öğretmene :) ve daha benzerlerinin nicesine buradan selam olsun...